Üye Girişi



İsmail Koncuk İdealist'e patladı PDF Yazdır E-posta

“Darbe yanlısı kim varsa, O’na LANET OLSUN”

“28 Şubat sürecinde, bazıları kafalarını annelerinin etekleri altından çıkaramazken, biz “KESİNTİSİZ DEMOKRASİ” istiyoruz, kokartı taktık.”

“Darbecilik suçlamasında bulunanlar, hangi darbe faaliyetinin içinde olduğumuzu ispat etmezlerse, hem MÜFTERİ’dirler hem de ŞEREFLERİNİ kontrol etsinler.”

“Memur Sen’de konferans veren Doğu Perinçek değilmiydi?

TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANI VE KAMU SEN GENEL SEKRETERİ

İSMAİL KONCUK İDEALİST’E PATLADI!

 

Türk Eğitim Sen’in Genel Başkanı İsmail Koncuk’la dobra dobra bir röportaj yaptık. Biz hiçbir lafımızı çekmeden sorduk; Sayın Koncuk’da Adana’nın delikanlısı olduğunu ispat ederek cesurca cevapladı.

İdealist; Sayın Başkan, sizce İsmail Koncuk kimdir?

Koncuk;1959 Adana Ceyhan doğumluyum. Liseye kadar Ceyhan’da okudum. Eskişehir eğitim enstitüsü İngilizce bölümünden mezun oldum. Ayrıca Erzurum’da iki yıl Atatürk üniversitesinde okudum, daha sonra bıraktım. Öğretmenlik görevime 5 Ocak 1981 yılında Konya’da başladım, 27 yıllık öğretmenim. 1996 yılında Türk Eğitim Sen’de göreve başladım. Aynı zamanda Kamu Sen il temsilciliğinde bulundum. 2005 yılında Genel kurul sekreterliğine seçildim. 2008 yılında Türk Eğitim Sen Genel başkanlığı ve Kamu Sen Genel sekreterliği görevine seçildim ve halen bu görevleri yürütmekteyim.

İdealist; Adana’yı takip ediyormusunuz?

Koncuk; Adana’da olmaktan keyif alıyorum. Ailem, annem babam Adana’da, buradan kopmam mümkün değil. Elbette Adana’yı çok yakından takip ediyorum. Adana’daki sendikal faaliyetleri, siyasetini ve bürokrasisini yakından takip ediyorum. Belediye Başkan adaylığında, milletvekilliği aday adaylığında bulundum.

İdealist; Siyasete, sendikacı olarak bakış açınız nedir?

Koncuk; Siyaset çok önemlidir. Kamu çalışanları Türkiye’nin en birikimli insanlarıdır. Onların siyasi yasaklı olmaları yanlıştır. Siyasetten kastım partizanlık değildir. Partizanlık, insanları düşüncesine göre kategorize etmektir. İnsanlar düşüncelerine göre değerli-değersiz ifade edilmesi kabul edilemez. Temiz siyaset için kamu çalışanlarına ihtiyaç var, mutlaka önleri açılmalıdır. Siyaset bir fikir üretmektir.

İdealist; Siyasetle ilgileniyorsunuz?

Koncuk; Hayır siyasetle ilgilenmiyorum. Tabii bizim işimiz Türkiye siyasetiyle doğru orantılıdır. Siyaset-sendika zıt gibi ama birbirleriyle yakın ilişki içerisinde, örnek olarak zamlar bürokrasinin yönlendirmesiyle ama siyasetin karar mekanizmasıyla alınır. Siyaset bizim rakibimiz ve ya düşmanımız değil. Lakin, siyasetçilerle zaman zaman karşı karşıya gelinmektedir. Yapılan uygulamalar üyelerimizin aleyhinde olabilir, buna karşı durmak gerekebilmektedir.

İdealist; Empati yaparsak; ileride siyasi olursanız ve sendikalarla masaya oturduğunuzda, yani masanın karşı tarafına geçtiğinizde; Devletin menfaatlerini korumak ile devamlı üyelerinin menfaatini düşünen sendikacılık fikri sizi bir çelişkiye götürmez mi?

Koncuk; Çelişkiye götürmez. Çünkü bizim sendikal anlayışımızda karşı duruş sergilemek var. Ama diyalogda var, bizim devletin geleceğini tehlikeye koyacak hiçbir talebimiz olmadı. Devletin ekonomik gücünün üzerinde teklifimiz olmadı. Bizim talebimiz pastadan kamu çalışanlarının aleyhine işletildiği için, hakkımız olan dilimden pay istiyoruz. Ama her zaman hükümetler, memura verirsek, işçiye istihdam oluşturamayız, köylere elektrik, su götüremeyiz gerekçeleri ile haklarımızı vermedi de sanki sorunları çözdüler mi? Bize vermediniz de gelişme mi oldu? Geçmişte sendikacılık yapmış siyasiler, sendikaların taleplerini asla unutmamalıdırlar. Bilakis onlar empati yapmalıdırlar. Bakınız sizin dediğinizden tamamen farklı bir şey söylüyorum.

İdealist; Başka sendikaların başkanlarıyla görüşmeler yaptım. Onların görüşleri de bu söylediklerinize yakın. Diyorlar ki biz diyalog ve uzlaşma yolunu seçtik. Evet, üyelerimizin menfaatleri adına bazen istediklerimizin daha üzerinde haklar aldık. Hep muhalefet yolunu neden seçeyim? Derler. Sizde buna yakın şeyler söylüyorsunuz. Farkınız ne?

Koncuk; Bu beyanı hangi sendika verdi bilmiyorum.

İdealist; Eğitim Bir SenKoncuk; Sendika adı vermek istemiyorum. Bu sendika nerede, hangi konuda fazlasını almış, söz konusu sendika ancak, okullarda boş bulunan makamlara kendi üyelerini atattırmak kabiliyetindedirler. Bunların kamu çalışanları adına elde ettikleri tek bir kazanımlarını görmedim. 2005 yılında sözleşmeli öğretmenlik uygulamasında 657 4C uygulamasından bahsediyorum. Bu uygulamada, sözleşmeli öğretmenler 10 ay çalıştırılır ve maaşları 600-700 TL civarındaydı. Sendika bu durum için ne yapar? Düzeltmeye gider. Biz yargıya başvurduk, neticede iptal edildi. Hükümet 4b ye geçti. Bu uygulama ile, 12 ay çalışma ve ek ders kesintisinin haricinde diğer öğretmenlerle aynı maaşı alma hakkı oldu. Tek taraflı sözleşmeyi fesih etme hakkını elinde tutan devleti yine yargı yoluyla bu durumdan vaz geçirme mücadelesini verdik. Biz bunları yaparken onlar dava açmışlar mıydı? Neden açmadılar? 4C için açtıkları bir dava var mı? Kendisinin sendika olduğunu iddia eden, diyalog yolunu seçenler neden çözemediler? Elbette diyalog içinde olacağız, diyalogun bittiği yerde ne yapacağız? Yargıya gideceğiz. Dolayısıyla “biz diyalog yoluyla sendikacılığı seçtik” iddiası boş bir iddiadır. Altı da boş üstüde boştur. İdealist; Sendikaların menfaat örgütü olduğunu söyleyen Eğitim Bir Sen Genel başkanına, sizin sendikanızdan tepkiler gelmişti. Sizde söz konusu yasayı 4688 nolu yasanın 1. maddesini okurken menfaat örgütüdür tanımlamasına katıldınız. Bu durum çelişki değilmidir?

Koncuk; Menfaat kelimesi kullanılabilir bir kelimedir. Ama kişisel menfaatlerin üzerinden değerlendirmek lazımdır. Menfaat Ahmet’i Mehmet’i okul müdürü yapmak değildir, menfaat genelin üzerinden olmalıdır. Genelin hak ve hukuk iddiası önemlidir. Bunların Genel Başkanının “Dünyada ve ahirette menfaatleri olmayan bize üye olmasın” sözü, sendikacının söyleyeceği söz değil. Sendikalar üyelerinin geneline menfaat sağlayabilir bakın bazılarına değil. Ferdi olarak bazı üyelerini müdürlüklere geçici yöneticiler olarak atayabilirler. Peki, bu durum, “hakkı olan” binlerce insana haksızlık değilmidir? Bunlar iktidara yakınlıklarıyla bazılarını göreve getirebilir yarın iktidar değiştiğinde ne olacak. Asıl olan kim iktidar olursa olsun hak edenin bir yerlere geleceği mekanizmaları sağlamaktır. Elbette üyelerimizi düşüneceğiz, bu durum başkalarına haksızlık yapacağız anlamına gelmemelidir. O şahıs yarın bizim üyemiz olabilir. Bunların genel başkanlarının “Dünya ve ahirette menfaati olmayan bize üye olmasın” sözüyle, Ortaçağda kilise papazlarının cennetten anahtar dağıtmasıyla ne fark vardır. Sendika başkanları doğrudan ALLAH’A BAĞLI İNSANLARMIDIR? Sendika başkanları peygamber midir? Peygamberlerin bile böyle gücü yoktur. Cehenneme giden bir insanı cennete koyabilir mi? Bu ancak Allah’a aittir. Peygamber efendimizin şefaat hakkı vardır. Dua eder ümmetine, böyle bir iddia hâşâ dinden de çıkarır insanı. Böyle bir sendikacılık anlayışının eğitime vereceği bir şey yoktur. Bu anlayış değişmelidir.

İdealist; Sendika yönetimi ile üyeleriniz arasında adaletsizlikle suçlanıyorsunuz. Yanlış değilsem söz edilen konu üyelerinizi sigorta ettirmenizle ilgiliydi.

Koncuk; Bunu da yanlış söylüyorlar. Şimdi bir örnek vereyim; Bizim Of temsilcimiz, üye çalışmasındayken bir kaza yaptı, şu an belden aşağısı tutmuyor. Adana’daki arkadaşlarımız Aladağ’a kadar köy köy, dağ taş geziyorlar. Ben yılda on-onbeş bin km yol yapıyorum. Benim yönetici arkadaşlarımın elbette farkı vardır. Üye ve yönetici arkadaşlarımın kaza riski aynımıdır? Elbette fark olmalı, adalet anlayışımız bunu gerektirmektedir. Bu bizim vefa anlayışımız gereğidir. Üyelerimiz kaza geçirecekler biz onlara sahip çıkmayacağız bu olur mu? Bizim üyelerimizin yedi yıldır kaza sigortası vardır. Şimdi biz yedi yıldır üyelerimizi sigorta yapıyoruz, yaygarasını yapmamışız. Bunların anlayışını anlamak için sigorta meselesi bile yeter. Bu sendika daha bu sene sigorta yapmaya başlamış yaygara yapmaktadırlar. “Şimdi bunların anlayışı bakın neye benziyor; Tavuk küçücük bir yumurta yumurtlar yaygarayı basar, etrafı velveleye verir. At kocaman tay doğurur kimse neredeyse duymaz. Bunların durumu tavukla asil at arasında ki fark gibidir.” Şimdi yedi yıldır bizim yaptığımız sigorta hizmetimizi, hadi “taklit ettik” demesinler hiç olmazsa “örnek” aldık desinler. Ayrıca bunlar dedikodu yapıyorlar “dedikodu bizim inancımıza göre ölü kardeşinizin etini yemek gibidir.” Bu Ayeti Kerimedir. Yorum yapmak, karalamak yasaktır. Hem Müslümanlığı kimseye bırakmayacaklar hem de iftira edecekler.

İdealist; Eğitim Bir Sen, size zeytin dalı uzattığını ama kabul görmeyip, maniple edildiklerini söylüyorlar. Suçlama iddiasında bulunuyorlar.

Koncuk; Kimmiş ki bunlar bize zeytin dalı uzatmışlar. Niye uzatmışlar. Böyle bir zeytin dalı yok. Türk Eğitim Sen’in Genel başkanıyım böyle bir şey olsa konuyu değerlendiririm. Böyle bir zeytin dalını hatırlamıyorum. Ayrıca, elbette yanlış yapanları suçlayacağız

İdealist; Ak Partinin arka bahçesi olarak suçlanan Eğitim Bir Sen var. MHP’nin arka bahçesi olarak da görünen bir siz varsınız. Diğer sendika bu suçlamayla ilgili açıklamalarda bulunmuştu. Bu konuda siz ne dersiniz?

Koncuk; TES’in siyasi bakışını konunun başında izah etmiştim. Bizi bir siyasi partiyle bağdaşlaştırmak Kamu Sen’i anlayamamak demektir. Sendikamızda her görüşten arkadaşımız vardır.. Milliyetçi Hareket Partisi1999 da iktidara geldi. Bu yıllardaki Kamu Sen’in mücadelesini de görsünler. Biz sendikacılık yaptık, yağcılık yapmadık. Adana’yı inceleyin, hastaneleri inceleyin makamlar kimlere peşkeş çekiliyor araştırın. 155 bin üyesi olan yetkili bir sendikayı bir partiyle sınırlandıramazsınız. Hem MHP, meşru bir siyasi bir partidir. Bu söz konusu sendika, 2002 yılından AKP’nin iktidarından bu tarafa üye sayısını % 600-700 yükseltmiş. Bu iktidarla birlikte büyümüş. 2002 yılından bu taraf 22 binden 142 bine gelmişler. Bunu değerlendirsinler ellerini vicdanlarına koysunlar. Bu sendikacılıklarına da saygı duyuyorum Yalnız bu durumları İktidarın, İktidarda kaldığı müddetçe olacaktır. Bunların yaptığı sendikacılık “Sarı sendikacılıktır.” Sarı Sendika tanımı iktidarlarla birlikte duran sendikalara denir.

İdealist; Sayın Koncuk, Eğitim Sen bürolarına PKK örgütüyle ve başka konularla ilgili baskınlar yapıldı, gözaltılar yaşandı, bu duruma bakışınız nedir?

Koncuk; Maalesef, PKK terör örgütü Türkiye için bir tehlike. Eğitim-Öğretim alanında faaliyet gösteren bir sendikanın adının terör örgütüyle anılması çok yanlış. Bunu anlamak mümkün değildir. PKK ya da terör, doğunun gelişmesini engellemektedir. Ama başka bir sendikada aynı çalışmalar içerisindedir. Bu sendikanın Şanlıurfa’da toplanan Güneydoğu Anadolu şube temsilcileri, PKK talebine benzer talepler ortaya koyuyorlar. Sonuç bildirisine ekliyorlar. Nedir bu; Andımız değiştirilmelidir. Etnik diller desteklenmelidir, Bu talep, “ana dilde eğitim” iddiasının bir başka şeklidir. İstiklal Marşı törenlerini, çocukların yorulduğu, kışın üşüdüğü gerekçesiyle kaldırılması isteniyor.

İdealist; İstiklal Marşıyla ilgili bir cevap geldi.

Koncuk; Açıklama falan yok Ret yok, eğer kabul etmiyorlarsa, sendikanın genel merkezinin, Güneydoğu Anadolu şube başkanlarıyla farklı düşündüğünü gösterir. Rahatsızlarsa şube başkanlarıyla ilgili soruşturma açmalıdırlar. Açmamışlarsa neden açmadılar? Açmamışlarsa “sukut ikrardan” gelir. Bu durum, doğrudan olmasa da, dolaylı yoldan kabul anlamına gelir. Benim şube başkanım böyle açıklama yapacak, ben soruşturma açmayacağım. Bu ilkeler bizim “kırmızı çizgimizdir.” “Eğitim dili Türkçe iddiamıza inanmayan bize üye olmasın.”

İdealist; “Karda yürüyen, kart kurt sesi çıkaran insanlara Kürt diyen, bilimsellikten uzak bir sendika olur mu?” diyorlar.

Koncuk; Böyle bir şey söylemişsek buyursun getirsinler. TES in söylediği şudur; Anadolu coğrafyasında yaşayan, Türkiye Cumhuriyetine, anayasal bağlarla bağlı olduğunu söyleyen herkes Türk’tür. Aynı, İtalya’da, İngiltere’de, Fransa’da yaşayan herkese İngiliz, Fransız, Alman denmesi gibi..Etnik kökenlerini insanlar farklı tanımlayabilirler, biz buna saygı duyarız. Ama üst kimlik olarak Türk’tür.

İdealist; Başbakan’da aynı şeyi söylemiş tepki almıştı üst kimlik ifadenizle aynı oldu.Koncuk; Bu konuda Başbakan ne söylemiş bilmiyorum. Başbakan Türkiyeli demişti. Üst kimlik konusunu hakkında bilgim yok. Ben aynı zamanda Anayasadaki tanımı da söylüyorum. Bir insanın kanı, kökü bizi ilgilendirmez.İdealist; Başkan, Bu imzasız broşür dağıtma işiyle ilgili konuşsak, bu konuda mahkemeleşme de oldu. Bu işin aslı nedir? Bu broşürler kimin?

Koncuk; Bir defa biz iddialarımızın altına imza atarız, bakın söylediklerimizi açıkça söylüyoruz. Broşürlerle ilgili bir yargı kararı var mı? Bu dağıtılanlar gazete haberidir. Kaynağı gazetelerdir. Dava açmayanlar bunu kabul etmiş demektir. Hürriyet’te, Milliyet’te çıkan haberler olabilir. Öyleyse bu haberlerden rahatsızlıkları varsa gazetelere dava açılmalı tekzip etmelidirler. Bunun yolu bellidir.

İdealist; Çanakkale şube başkanınızın, Eğitim Sen başkanıyla birlikte bir basın açıklaması var. Ortak açıklamada, ilahiyatçı öğretmenlerin hep müdürlüklere atandığı, adam kayırmacılığının olduğu ve başörtüsü aleyhinde bir gazete haberi var. Bu basın açıklaması, Türk Eğitim Sen’in duruşuyla çelişmiyor mu?

Koncuk; Adam kayırma konusu doğru. Ortak metinde başörtüsüne gönderme yok. İmamhatipli öğretmen ve çalışanlarla ilgili açıklamayı doğru bulmam. TES’i temsil eden birisi olarak İmam hatiplerde ve öğretmenlerde bizimdir. Ayrıca Çanakkale şube başkanımız namazında niyazında bir insandır. Böyle bir insan başörtüsüne laf söyler mi?

İdealist; Ama bu gazeteyi yalanlamadınız?İdealist; Kamu Sen binasında Ergenekon sanıklarının basın açıklaması ve “Menemenden Ankara’ya irticaya dur yürüyüşü” ve başka planlamalar da yapıldı. Bu konuda hakkınızda suçlamalar oldu. Ne dersiniz?

Yalanın üzerine bina edilenlerin çok soluklu olması beklenemez. Kamu Sen 28 Şubatta “kesintisiz demokrasi” istiyorum kokartı takan sendikadır. Bunun aksini iddia etmek bize herhangi bir leke getirmez. Kaldı ki, bu açıklamaya katılmadığımızı biz zaten açıklamışız. Şimdi Kamu Sen binasına, bizim gibi düşünenler girecek başkaları girmeyecek bu olmaz. Bunu ispatlamak zorundadırlar. Bu iftirayı atanlar; Bizi darbecilikle suçlayanlar, bu suçlamalarını ispat etsinler, eğer etmezlerse “Müfteridirler” hem de kendi “Şereflerine” baksınlar.

İdealist; Örgüt ve darbe suçlamasında bulunanlarla kilisede, eski genel başkanınız ve gönderdiğiniz çiçekler vs. görüntülendi. Bu kilisede ne işiniz vardı?

Koncuk; Sevgi Erenol bir kere çok vatansever insandır. Türk Ortodoks kilisesini temsil eder. Babası, dedeleri Kurtuluş savaşında çok fayda sağlamıştır. Bir kere Türk türler, inançları bizi ilgilendirmez. Kilisede ayine katılmamış, oraya davet edilmişsiniz, Genel Başkanımız Şuayip Özcan’da davete icabet etmiştir. İnançlarımıza göre kilisede namazda kılabilirsiniz. Kiliseye girince Hıristiyan mı olunur? Şimdi İsmail Koncuk’un resmi kilisede çekilse, ayine mi katılmış oluyorum? Kaldı ki, Ergenekon, darbe suçlamaları sonradan ortaya çıkmıştır. Biz sizinle röportaj yapıyoruz. Sonra siz Ergenekon’dan tutuklansanız bende bu işe ortak olur muyum? Şu an, bunlar yargıda, yarın bunlar aklanırsa utanmayacaklar mı? Hukuk devleti böyle olur mu? Sokaktaki her insanın düşünceleriyle ilişkilendirilemezsiniz. Şimdi ben AKP’ yi, CHP’yi, MHP’yi de ziyaret ettim. Şimdi bu düşüncelerle mi ilişkilendirilmem lazım. “Doğu Perinçek, Ergenekon ve darbe iddialarıyla tutuklandı. Ama Memur Sen’de konferans vermişti. Biz Memur Sen aynı görüşte mi diyelim? Namuslu insanlara yakışmaz, aksini ispat etmedikçe aksi noktasında belge ortaya koymadıkça suçlama olmaz, böyle sendikacılık olmaz. Batarsın.

İdealist; Sayın Başkan, hiç hükümetin beğendiğiniz bir icraatı oldu mu?

Başbakanın Davos çıkışını beğeniyorum. Keşke devam etseydi.

İdealist; Milli Eğitim açısından demiştim.

Koncuk; Hüseyin Çelik zamanında bir hayliderslik yapıldı. İnternet ortamına geçildi, bu konuda eksikler olsa da düzelir. Ücretsiz kitap dağıtma işini doğru bulmuyorum. Zengin fakir ayrımı yapılmadan kitap dağıtılmamalı. Fakirin hakkını zengine vermektense, fakirin kıyafet ihtiyaçlarını karşılasak, ceplerine harçlık koysak. Aksi, durumu anlamış değilim.

İdealist; Böyle müthiş bir ikna gücü ve hitabeti olan İsmail Koncuk siyaset düşünüyor mu?

Koncuk; Şunu söyleyeyim, ben sendikacıyım TES genel başkanıyım. İnsan bulunduğu konumun kıymetini bilmeli ve gereğini yapmalı. Bu insanın şerefiyle ilgili bir hususudur. Sendika faaliyeti içinde uzun yıllar kalmak istiyorum. Ama bu anlayış değişebilir. Türkiye’nin her yerinde hizmet ederim. Siyasetçiye siyaset sendikacıyla sendika yaptığımı söyleyen gazeteciler oldu. Partizanlık asla yapmadım. Üyelerimin sorumluluğu bana verilmiş bunu en iyi şekilde yapmak lazım. Ayrıca, sendikacılık Türkiye’de çok yeni daha çok yolumuz var. Siyasetçi sendikacılara hak ettiği değeri vermeli. Sesimiz gür çıkmalı. Teslim olmayacağız. Hiç korkmadan gerçekleri dile getireceğiz ve getiriyoruz. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nimet Çubukçu’nun ve hükümetin başarılı olmasını diliyorum. Parti ayrımı yapmıyorum. Hükümet aslında biz sendikacıları, ücretsiz danışman olarak görmeli, görmek zorunda. STK olarak biz görevimizi yapacağız. Ülkemiz, tüm insanlarımız için sade üyelerimiz adına değil, doğruları söyleyeceğiz. Kürtçe dille TV açılmıştır. Bu yanlıştır. Tüm dünyada bu böyledir. Resmi dil Türkçe’dir. Başka vatandaşlar evlerinde, ne konuşursa konuşabilir. Biz farklıyız bölücülük yapmayız. Bölücülükle büyümeyeceğiz. Biz zaten büyüyoruz, bu yıl sadece 9 bin üye arttık. Sendikamızın üye sayısı 155 bin oldu. Hiçbir sendikanın yetkimizi almaya gücü yetmez. İktidarın gücüyle büyüdükleri halde 2009’da yetkiyi elimizden almayı başaramadılar. 2010-2011 ‘de de başaramayacaklar. Bu konuda muktedir olamazlar. “İktidarın etekleri altına saklanaraksendikacılık yapılmaz.” Bizim geleceğimiz var. Kamu çalışanlarının geleceği bizimle olacaktır.

İdealist; Sayın Koncuk, cesur ve samimi açıklamalarınızdan dolayı teşekkür ederim.

Koncuk; Ben teşekkür ederim.

 

Yorumlar (1)Add Comment
0
...
yazar Furkan, Ekim 09, 2009
Gerçekten taktir ettiğim bir bEY EFENDİDİR.

Yorum yaz
daha kucuk | daha buyuk

busy