|
 Türkiye ile Rusya arasında başta enerji olmak üzere birçok alanda toplam 20 işbirliği protokolü imzalandı.
Bir tarafta dünyanın en önemli gaz ve petrol üreticisi Rusya, diğer tarafta enerjinin geçiş yollarının başında olan aynı zamanda kendisi de önemli bir tüketici olan Türkiye... Rusya Başbakanı Putin ile Türkiye Başbakanı Erdoğan dün 5 saatlik görüşmenin ardından çok önemli 4 konuda uzlaştı
Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında, başta enerji olmak üzere değişik alanlarda işbirliğini öngören devletlerarası 12 protokol ve anlaşma ile iki ülke şirketleri arasında yapılan 8 ayrı belge imzalandı. Dünkü anlaşmalarla Türkiye ile Rusya adeta enerjide birbirlerinin en stratejik ortakları haline geldiler.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi’ne Rusya’nın katılımını çok önemsediğini belirterek, bugün bu anlaşmanın da yapılmasının kendisini ayrıca mutlu ettiğini söyledi. Erdoğan ayrıca, “İki ülke arasında çok boyutlu stratejik işbirliğini koordine etmek üzere, hükümetlerarası nitelikte bir üst düzey buluşmayı, görüşmeyi, liderlerin eş başkanlığında yürütelim diye bugün bir karar aldık. Bugün aldığımız bu kararın ilk uygulamasını 2010 yılı başında Rusya’da gerçekleştireceğiz. Her yıl bir kez başbakanlar nezaretinde, icracı bakanlar bunu yapacağız. Daha sonra bu bakanlarımız yıl içinde iki veya üç kez bu süreci devam ettirecekler” dedi. Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:
Mükemmel işbirliği
“Sayın Putin ile gerçekleştirdiğimiz kapsamlı görüşmelerinin ardından Sayın Silvio ile de bir araya geldik, üçlü bir görüşmemiz de bu arada oldu. İtalya enerji alanında yoğun bir ilişkide olduğumuz bir diğer dost bir ülke. Ayrıca, Rusya, Türkiye ve İtalya olarak Mavi Akım projesi’nin gerçekleşmesindeki mükemmel diye adlandırabileceğimiz bu işbirliğini bundan sonraki süreçte de devam ettireceğiz. Mavi Akım’ı güneye indirmek suretiyle, Lübnan, Suriye, İsrail hatta Kıbrıs’ı kapsayacak şekilde daha da bunu uzatmamız mümkün olacak.”
1- Türkiye, Rusya’nın Güney Akım projesine can veriyor
Rusya Avrupa’ya gaz iletiminde Ukrayna’yı by-pass edecek bir formül arıyordu. Güney Akım projesi bu arayışın sonucu olarak geliştirildi. Plana göre Rus gazı Karadeniz’in altına döşenecek boru hattı ile önce Bulgaristan’a aktarılacak, ardından da bir kolu Macaristan üzerinden kuzeye, bir diğer kolu da Yunanistan üzerinden İtalya’ya ulaşacaktı. Ancak bu projenin hayata geçirilmesi için Türkiye’nin karasularını bu projeye açması gerekiyordu. Nabucco’yu destekleyen Türkiye ani bir kararla Güney Akım’a yeşil ışık yaktı adeta projeye can verdi.
2- Mavi Akım, Türkiye’den İsrail’e kadar uzanacak
Türkiye uzun süredir Mavi Akım projesi ile Rusya’dan doğalgaz alıyor. Rusya ise yeni pazarlar bulmak için bu hattı daha da geliştirmek istiyordu. Mavi Akım 2 adı verilen bu proje ile Türkiye’ye gelen gazın yoluna devam ederek güneye inmesi Suriye, Lübnan, Ürdün ve İsrail’e ulaştırılması planlanıyordu. Türkiye projenin bu ikinci bölümünde transit ülke olmayı kabul etti.
3- Ruslar, Samsun-Ceyhan hattına petrol pompalayacak
Çalık Grubu, İtalyan ortağı ENI ile Samsun-Ceyhan Petrol Boru Hattı proje işini ihalesiz almıştı. Ancak bu hattan akıtacak petrol bulamıyordu. Rusya bu hatta sıcak bakmadığı için petrol vermeyi kabul etmiyordu. Ancak dünkü görüşmelerde bu konuda da uzlaşmaya varıldı. Projeye başından bu yana karşı olan Rusya, projeye petrol verme sözü verdi. Çalık ile Rus Petrol şirketi arasında protokol imzalandı. İşin içinde İtalyan firma olduğu için İtalya Başbakanı Berlusconi de dünkü buluşmaya katıldı, anlaşmaya imza koydu. Ruslar ayrıca boru hattının ulaşacağı Ceyhan’da bir rafineri kuracak.
4- 2011 yılından sonra da Rusya’dan gaz alacağız
Türkiye’nin Rusya’dan aldığı doğalgazın önemli bir bölümünü sağladığı Batı Hattı anlaşmasının süresi 2011 yılında bitiyor. Türkiye bu tarihten itibaren yeni bir anlaşma devreye girmezse, bu hattan doğalgaz alamayacak. Bu durumda da Türkiye en az 6 milyar metreküplük bir doğalgaz açığıyla karşı karşıya kalmış olacak. Dün imzalanan protokollerden biri, Batı Hattı anlaşmasının süresinin uzatılmasına ilişkindi. Böylece Türkiye, bu hattan doğalgaz almaya 2011 yılından sonra da devam edecek. İkinci anlaşmanın 2020 yılına kadar devrede olması planlandı.
Erdoğan: Güney Akım, Nabucco’ya alternatif değildir, çeşitliliktir
Başbakan Erdoğan’a Nabucco’yu destekleyen Türkiye’nin neden Güney Akım projesine destek verdiği soruldu. Erdoğan “Güney Akım ve Nabucco’yu birbirinin alternatifi olarak değil, bir çeşitlilik olarak ifade etmek daha isabetli olur. Kaldı ki bunlar yarın zaten Avrupa’ya yetmeyecek. Bunu böyle görmek lazım. Yazılı ve görsel medyanın bunu dünyaya bu şekilde takdim etmesi gerekir” dedi.
Rusya Türkiye’nin birinci, Türkiye ise Rusya’nın beşinci ticari ortağı oldu
Rusya Başbakanı Putin, Türkiye ile işbirliğine büyük önem verdiklerini Türkiye-Rusya arasındaki ikili ticaret hacminin 2008 yılında 40 milyar dolara ulaştığını Türkiye için Rusya’nın 1, Rusya için de Türkiye’nin beşinci en büyük ticari ortak olduğunu söyledi. Rusya, Türkiye’nin dış ticarette en çok açık verdiği ülkelerin başında geliyor. Geçen yıl Rusya’dan 31.3 milyar dolarlık ithalat yapan Türkiye bunun karşılığında sadece 6.4 milyar dolarlık ihracat yapabildi.
Putin, nükleer santral ihalesini Ruslar kazanmış gibi konuştu
Putin’İn konuşmasının en dikkat çekici kısmı, nükleer santral ihalesine katılan Rus-Türk ortaklığıyla ilgili sözleri oldu. Putin’in nükleer enerji işbirliği konusuna değindiği bölümdeki, “Rus-Türk konsorsiyumunun nükleer ihalesini kazanmış olmasını ve inşaatı yapacak olmalarından gurur duyduğumu söylemek istiyorum” sözleri şaşkınlık yarattı. Oysa Rus-Türk ortaklığın tek teklif sahibi olarak katıldığı nükleer santral ihalesi hala sonuçlanmış değil.
Nükleer santral ihalesinde Rus-Türk ortalığının kwh birim fiyatında indirim yapmasını Türk tarafının kendilerinden istediğini belirten Putin, “kwh birim elektrik ve inşaat fiyatları konusundaki görüşmeler devam edecek” dedi. Ardındansa Putin, “Ancak bugünkü teklifimiz bile ABD’deki benzer proje fiyatlarından iki misli daha ucuzdur” diye konuştu.
Projenin fizibil olması için ilave birtakım çalışmalara ve hesaplamalara ihtiyaçlarının olduğunu ifade eden Putin, Türk tarafının kilovatsaatin birim fiyatı ve inşaatın fiyatıyla ilgili bazı soruları olduğunu, ancak kendi tekliflerinin hidroelektrik santrallerde üretilen enerji fiyatlarına yaklaştığını kaydetti. Dünyanın her yerinde nükleer santral inşa maliyetlerinin oldukça pahalı olduğuna dikkati çeken Putin, “Mesela bizim projemiz Westinghouse şirketinin Florida’da gerçekleştirmek istediği projeden iki misli daha ucuzdur. Fakat yine de bu fiyatları daha da indirmek üzere ilave imkanlarımız varsa, konsorsiyumun katılımcıları Türk tarafıyla birlikte bunu değerlendireceklerdir” diye konuştu.
Rus-Türk ortaklığı Atomstroyexport-Inter RAO- Park Teknik’ten oluşan konsorsiyumunun tek katılımcı olduğu nükleer santral ihalesinde ortak girişim grubu önce 21.16 kWh/cent’lik teklif vermiş, ardından “fahiş” bulanan bu rakam ikinci bir zarfla kWh başına 15.3-13.4 cent aralığına indirilmişti. Görüşmelerin halen sürdüğü, Türkiye’nin fiyatı 12 cent’e indirmeye çalıştığı öğrenildi.
Çalık ve damadı oradaydı
Tarihi toplantıyı Erdoğan’ın damadı ve Çalık Holding Genel Müdürü Berat Albayrak da izledi. Çalık Holding’in sahibi Ahmet Çalık’la birlikte töreni izleyen Albayrak, Başbakan’ın, Putin’i petrol vermeye ikna ettiği Çalık Holding’e ait Samsun Ceyhan Projesi için oldukça heyecanlıydı.
TOPLANTIDAN NOTLAR
Sayın Silvio come here
Esenboğa Havaalanı’nda kendisini Başbakanlık Resmi Konutu’na götürecek olan makam aracına binmeden önce sıcak nedeniyle ceketini çıkaran Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ’Sibirya’dan geliyorum. Sıcağa alışık değilim’ dedi.
İkili görüşmelerine dair konuşurken, “Görüşmelerimiz çok kolay geçmedi. Zorlu da geçti. Dostlarımız, ki Türkiye’de pek çok var, başta yanımdaki beyefendi olmak üzere çok zorlu görüşmecilerdir” diyen Putin, espri yaparak, “İşte görüyorsunuz ilk soru hakkını Rus gazetecilere verdiler ama öte yandan hemen tercümeyi kapattılar” dedi.
Basın toplantısının sonunda Erdoğan, basın mensuplarının yerlerinden kalkmaya başlaması üzerine, “Acele etmeyin dağılmıyoruz, değerli dostumuz Silvio’yu da buraya alacağız, beraber mesajımız olacak” dedi ve Berlusconi’ye, “Sayın Silvio come here” diye seslenerek, kürsüye davet etti. Üç başbakan daha sonra ellerini birleştirerek basına görüntü verdi.
Başbakan Tayyip Erdoğan, imza töreni için Ankara’ya gelen İtalya Başbakan’ı Silvio Berlusconi ile ortak basın toplantısının ardından başbaşa görüştü. Yeni Başbakanlık binasındaki görüşme yaklaşık 45 dakika sürdü.
Erdoğan’ın Berlusconi ile görüşmesi sürerken, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile MİT Müsteşarı Emre Taner’in ayrı ayrı Başbakanlık Yeni Bina’ya gelerek, yaklaşık 20 dakika kalıp, ayrılması dikkat çekti.
Alanda dikkat çeken bir uygulama oldu. Berlusconi’yi taşıyan uçaktan inenler, sağlık ekipleri tarafından termal kameralarla izlendiler. Bir süredir havaalanlarında domuz gribine karşı yapılan uygulamanın İtalya’dan gelen heyete yapılırken, Putin’in uçağından inenlere yapılmaması dikkat çekti.
|
|
Askere sivil yargı yolu açıldı |
|
|
|
|

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, askere sivil yargı yolunu açan 5918 sayılı Kanun´u onayladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, askere sivil mahkemelerde yargılanma yolunu açan düzenlemeyi de içeren 5918 sayılı ´´Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun´´u onayladı.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi´nden yapılan açıklamada, Başbakanlığa gönderilen yazıda, ´´Bu düzenlemenin uygulanmasında askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütleri giderecek yasal düzenlemelerin de yapılmasında fayda görülmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız, belirtilen hususlarda gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasının uygun olacağını belirtmişlerdir´´ denilerek, ´´yeni yasal düzenleme ihtiyacına işaret edildiği´´ bildirildi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeyi de içeren 5918 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda DEğişiklik Yapılmasına Dair Kanun´u onayladı.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Gül´ün 5918 sayılı Kanun´u onaylayarak, Resmi Gazete´de yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdiği bildirildi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamada, yasayla yapılan düzenlemenin, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun ´´genel görev´´ başlıklı 9. maddesindeki, askeri mahkemelerin kanunlarda aksi yazılı olmadıkça maddede belirtilen suçlara ait davalara bakmakla görevli olduklarına ilişkin hükümle uyumlu olduğu belirtildi.
Açıklamada, ´´Bu düzenlemenin uygulanmasında askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütleri giderecek yasal düzenlemelerin de yapılmasında fayda görülmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız, belirtilen hususlarda gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasının uygun olacağını belirtmişlerdir´´ denildi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını da içeren ´´Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun´´u yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi´nden yapılan açıklamada, ayrıca Başbakanlığa gönderilen bir yazıyla Cumhurbaşkanı Gül´ün bu düzenlemenin uygulanmasında askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütleri giderecek yasal düzenlemelerin de yapılmasında fayda gördüğü, gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasının uygun olacağını belirttiği kaydedildi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi´nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Gül, 5918 sayılı ´´Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun´´u onaylayarak yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi.
Açıklamada, Başbakanlığa gönderilen yazıda şunların kaydedildiği belirtildi: ´´Anılan kanun ile yapılan diğer düzenlemelerin yanında, asker olmayan kişilerin barış zamanında askeri mahkemelerde yargılanmalarına son verilmiş; ayrıca, asker kişilerin barış zamanında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu´nun 250´nci maddesi uyarınca görev yapan ağır ceza mahkemelerinin yargı yetkisine giren bir suçu işlemeleri durumunda, bu mahkemeler tarafından yargılanmaları öngörülmüştür.
2008 yılında Avrupa Birliği Komisyonu tarafından yayımlanan Katılım Ortaklığı Belgesinde yer verilen ve kısa vadeli öncelikler arasında bulunması sebebiyle 2009 yılı sonuna kadar gerçekleştirilmesinde yarar görülen ´Askeri mahkemelerin yetkisinin askeri personelin askerlikle ilgili görevlerine hasredilmesi´ maddesi gereğince bu düzenlemenin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yapılan düzenlemenin, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu´nun ´Genel görev´ başlıklı 9´uncu maddesindeki, askeri mahkemelerin ´kanunlarda aksi yazılı olmadıkça´ maddede belirtilen suçlara ait davalara bakmakla görevli olduklarına ilişkin hükümle de uyumlu olduğu görülmektedir.
Bununla birlikte, bu düzenlemenin uygulanmasında askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütleri giderecek yasal düzenlemelerin de yapılmasında fayda görülmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımız, belirtilen hususlarda gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasının uygun olacağını belirtmişlerdir.´´
Açıklamanın sonunda, bu yazıyla ´´yeni yasal düzenleme ihtiyacına işaret edildiği´´ vurgulandı.
-KANUNUN İÇERİĞİ-
Cumhurbaşkanı Gül´ün onayladığı 5918 sayılı ´´Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun´´, asker kişilerin, barış zamanında Ceza Muhakemesi Kanunu´nun (CMK) 250. maddesi uyarınca kurulan ağır ceza mahkemelerinin yargı yetkisine giren bir suçu işlemeleri halinde bu mahkemeler tarafından yargılanmasını öngörüyor. Savaş ve sıkıyönetim halinde işlenen suçlarda ise askeri mahkemelerin yargı yetkisi korunuyor.
Kanuna göre, barış zamanında asker olmayan kişilerin, Askeri Ceza Kanunu veya diğer kanunlarda yer alan askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemesi durumunda, asker olmayan kişilere ilişkin soruşturmalar Cumhuriyet Savcıları, kovuşturmalar ise adli yargı mahkemeleri tarafından yapılacak. Düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanacak.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu, uyarıcı madde imal ve ticareti ile bu suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama suçları; ağır ceza mahkemelerinde görülecek.
Uzlaştırma kapsamına giren bir suç, bu kapsama girmeyen bir başka suçla işlenirse, uzlaşma hükümleri uygulanmayacak.
-YURT DIŞINDA RÜŞVET VEREN TÜRK VATANDAŞI-
Kanuna göre, rüşvet suçu, Türk vatandaşı ya da yabancının yurt dışında işlemesi halinde Türk kanunlarının uygulanacağı suçlar arasından çıkarıldı. Böylece bir Türk vatandaşı, yurt dışında rüşvet verirse, Türkiye´de bulunması halinde, kovuşturma için Adalet Bakanının iznine gerek kalmayacak.
Kanun, bir kişinin, suçtan elde ettiği veya suçun konusunu oluşturduğu eşyayı, suç tamamlandıktan sonra edinmesinde, iyiniyetli olup olmadığına bakılmadan elindeki eşyaya el konulmasının da önüne geçiyor. Suç teşkil eden eşya ve maddelerin müsadere edilmesi için eşyayı daha sonra edinen kişi, Türk Medeni Kanunu´nda yer alan ´´iyi niyetin korunması´´na ilişkin hükümlerinden yararlanamayacak.
Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer mal varlığı değerini, bu suçun işlenmesine katılmayan ancak satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
-YABANCIYA RÜŞVET, ETKİN PİŞMANLIK DIŞINDA-
Yabancı kamu görevlilerine rüşvet verenler, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacak.
Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamada öncül suçların alt sınırı, 1 yıldan 6 aya indirildi. Alt sınırı 6 ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizleyen, meşru bir yolla elde edildiği kanaati uyandırarak çeşitli işlemlere tabi tutan kişi, 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılacak.
Kanun, TCK´ya yeni bir suç tanımlaması eklendi. ´´Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama suçunun konusunu oluşturan mal varlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak´´ fiilleri ayrı bir suç olarak tanımlandı. Bu suçları işleyenlere, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.
-TÜZEL KİŞİYE DE CEZA-
Bir özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi ya da tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, zimmet, kaçakçılık, petrol kaçakçılığı, terörün finansmanı gibi suçları tüzel kişinin yararına işlerse, tüzel kişiye de idari para cezası kesilecek. Bu suçların tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, ayrıca bu tüzel kişiye 10 bin liradan 2 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
İdari para cezasına karar vermeye, bu suçlardan yargılama yapmakla görevli hakim yetkili olacak.
|
|
Bahçeli:Çin´e sessiz kalınmasın |
|
|
|
Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi’de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi öldü, 828 kişi yaralandı. Olayların fitilini, bir oyuncak fabrikasında zorla çalışmaya götürülen Uygur kadınlara sarkıntılık yapılması ve bazı kaynaklara göre iki Uygurun ölmesi ateşledi. Uygurların protesto gösterilerine güvenlik güçleri sert karşılık verdi.
ÇATIŞMADAN İLK GÖRÜNTÜLER
SİNCAN Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti Urumçi’de önceki akşam başlayan Pekin yönetimine yönelik protesto gösterileri, güvenlik güçlerinin sert müdahalesi üzerine ayaklanmaya dönüştü. Bölgeden gelen haberlere göre, şiddet olaylarında 156 kişi öldü, 828 kişi de yaralandı. Çin resmi haber
Caddeler ceset dolu
Olayların fitilini, Guang Dong eyaletinin Şao Guan kentindeki oyuncak fabrikasında zorla çalışmaya götürülen Uygurlar arasındaki kadınlara yönelik sarkıntılıklar ve Çinli saldırılarında bazı kaynaklara göre iki Uygurun ölmesini, Pekin yönetiminin ciddi biçimde soruşturmaması ateşledi. Önceki akşam Urumçi’de protesto gösterisi yapan kalabalık, hükümetten ölümle sonuçlanan taciz olaylarını soruşturmasını istedi.
Ancak polis kalabalığı dağıtmak amacıyla sert müdahalelerde bulununca, göstericilerin sayısı giderek arttı. Çinli yetkililere göre, sopa, bıçak ve taşlarla güvenlik güçlerine saldırmaya başlayan göstericiler, 261 aracı kundakladı. Göstericiler, dükkan ve evlere de hasar verdi. Bunun üzerine silaha başvuran güvenlik güçleri, kalabalığın üzerine hedef gözetmeksizin ateş açarak, katliam yaptı. Araçların ateşe verilmesi, evlere ve dükkanlara saldırılması ve silahların patlaması üzerine, ortalık savaş alanına döndü. Kanlar içindeki ceset ve yaralılar caddelere, alanlara yayıldı.
Çinli yetkililer, onlarcası elebaşı olduğu iddia edilen yüzlerce kişinin gözaltına alındığını, olaylarda kilit rol oynadığından şüphelenilen 90 kişinin arandığını ifade ettiler.
Şehirde ana caddelerin yanı sıra elektrik ve doğal gaz şirketleri ile televizyon istasyonu gibi önemli yerlerde güvenlik önlemleri artırıldı, komşu şehirlere giriş çıkışta kontrol noktaları oluşturuldu. Urumçi’de telefon ve internet kesilirken, şüphelilerin sorgulanması için komşu bölgelerden etnik gruplara mensup yüzden fazla yetkili Urumçi’ye getirildi. Bu arada protesto gösterilerinin, Kaşgar kentine de sıçradığı iddia edildi.
Batı’dan itidal çağrısı
Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans-Gert Pöttering, olaylarda "protestocuların öldürülmesinden derin endişe duyduğunu" belirterek, ÇinABD Dışişleri Bakanlığı ise Sincan’da 156 kişinin öldürülmesinden derin üzüntü duyulduğunu açıkladı ve bütün taraflara itidal çağrısı yaptı.
5 bin Çinli ile gelen linç
DOĞU Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Seyit Tümtürk, Hürriyet’e Çin’deki gelişmelerle ilgili şu iddiada bulundu:
"Uygurlar, zorla 3 bin km. ötedeki Şao Guan kentindeki oyuncak fabrikasında çalışmaya götürüldüler. Çin kökenli erkekler, Uygur kızlarına sarkıntılıkta bulundu. Uygur gençlerinin tepki üzerine yaşanan gerginlik bir süre sonra yatıştı. Ancak iki gün sonra, sabaha karşı kalabalık bir grup Çinli (yaklaşık 5 bin kişi), Uygurların kaldığı yatakhaneye saldırdı. Bir grup, bölge halkı tarafından linç edildi. 300 kardeşimiz öldü. Uluslararası basının iki kişinin öldüğü iddiası doğru değil."
Ölü 500’ün üzerinde
Uygur bölgesinin demografik yapısını bozmak amacıyla, bölge halkının başka bölgelerde çalışmaya zorlandığını belirten Tümtürk, "Aldığımız bilgilere göre, ölü sayısı 500’ün üzerinde. Binlerce yaralı var. Bölgede yeni katliamlar yaşanmasından korkuyoruz" dedi.
Tümtürk, yatakhaneye saldırı olayının Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çin ziyareti sırasında meydana geldiğini söyledi. Tümtürk, "Güvenlik güçleri olaylara seyirci kalmıştır. Bu diplomatik nezakete aykırıdır" dedi.
’Tanklarla eziyorlar’
İstanbul’da yaşayan Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti Sözcüsü ve Turizm Bakanı İsmail Cengiz de, Çin’de Türklerin duvara dayanıp silahla tarandığını, üzerlerinden tankların geçtiğini öğrendiklerini söyledi. Çin’den bilgi almanın çok zor olduğunu, telefonla irtibat kurulamadığını söyleyen Cengiz, bilgisayar uzmanı tanıdıkları aracılığıyla internet üzerinden haber alabildiklerini söyledi.
Çin’in hedefindeki kadın
ÇİNLİ yetkililer, şiddet olaylarından Uygurlar içindeki aşırılık yanlısı, ayrılıkçı unsurları sorumlu tutuyor. ÇinABD’de sürgünde yaşayan işkadını ve Dünya Uygur Kongresi lideri Rabiya Kadir. Çin, Kadir’i, ayrılıkçı eylemleri körüklemekle ve şiddet olaylarını başlatmakla suçluyor. 1999’da Çin’in en zengin yedinci kişisi olan, milletvekilliği 1997’de alınıp 8 yıl hapis cezasına çarptırılan Kadir, hapiste insan hakları mücadelesi nedeniyle birçok ödüle layık görüldü. ABD ve uluslararası baskısıyla 2005’te serbest bırakılan Kadir, 2006’da Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi.
Geçen hafta ’Bütünleşin’ demişti
CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, 23 Haziran’da çıktığı Çin ziyareti kapsamında Pekin’in hassasiyeti nedeniyle Urumçi’ye gitmek için özel istekte bulunmamış, ancak Çin önemli bir jest yaparak kenti programına dahil etmişti. Gül, Uygur Türkleriyle ilgili sorulara, şu yanıtı vermişti:
Dostluk köprüsü
"Uygur Türkleri, tabii ki Çin’in vatandaşları. Ama onlar, Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesinde köprü görevi yapıyorlar. Uygur Türkleri ile aynı kökten geliyoruz, aynı dine inanıyoruz. Bunu, Çin yönetimi dahil kimse inkár etmiyor. Çin, çok etnik kökenli ve çok dinli. Ama önemli olan, herkesin olduğu yerde ülkesiyle bütünleşmesi, hem de bulunduğu yerden Türkiye ile dostluk ve işbirliğine köprü vazifesi görmesidir."
Dışişleri adalet istedi
DIŞİŞLERİ Bakanlığı, Urumçi’de meydana gelen olaylara sebebiyet veren sorumluların en kısa zamanda tespit edilip adaletin tecelli etmesinin beklendiğini bildirdi. Dün yapılan açıklamada, "Çin Halk Cumhuriyeti’nde bu tür olayların ileride meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınacağına inanıyor, yaralılara acil şifa, hayatlarını kaybedenlerin yakınlarına ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve tüm Çin halkına başsağlığı diliyoruz" dendi.
Bahçeli: Çin’e sessiz kalınmasın
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi’ndeki olayların Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bölgeye yaptığı ziyaretin hemen sonrasında meydana gelmesinin "düşündürücü ve esef verici" olduğunu belirtti. Bahçeli, uluslararası camianın bu olaylara sessiz kalmamasını istedi. Bahçeli, "Türk hükümeti Uygurlu kardeşlerimize yönelik saldırıların derhal durdurulması için vakit geçirmeksizin kararlı bir tutum sergilemeli ve bunun ısrarlı takipçisi olmalı. MHP hükümetin bu yöndeki girişimlerinin yanında ve arkasında olacak, bunları her bakımdan destekleyecek" dedi. ajansı Kaşgar’da da birkaç yüz göstericinin dağıtıldığını belirtti. Ayrıca Aksu ve Yılı şehirlerinde de hareketlenmelerin başladığı bildiriliyor. Ölü sayısının artmasından, olayların yayılmasından korkuluyor. makamlarından "insan onuruna saygı göstermelerini" istedi. makamlarının hedefindeki isim, |
|

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, "AKP’yi kuruntulu buluyorum. Darbelerden korkuyorlar. Haklı nedenleri de var. Korkacak şeyler yaptılar çünkü" dedi.
Cindoruk, partisinin Türkiye çapında kazandığı tek il belediyesi olan Yalova’da DP ve Anavatan partililerle buluştu. ’İrticayla mücadele eylem planı’ ile ilgili sorular üzerine, siyasi partileri bir başka siyasi partinin bitirebileceğine vurgu yapan Cindoruk, "Siyasi parti seçimle biter. Bu nedenle belgenin içeriğini çok yanlış ve geçersiz buluyorum. Siyaset yoluyla AKP iktidarı da bitecektir" yorumunu yaptı. AKP’nin yorulmuş gözüktüğünü vurgulayan Cindoruk, şöyle devam etti: "Yorulduğu için de darbelerden korkuyor. Biz Demokrat Parti olarak gelecek seçimde yorgun iktidarı dinlendireceğiz. Bizim belgemiz yok. Káğıt parçamız yok. Bizim siyasi partimiz var. Partiler arasındaki yarışta siyasi partiler önemlidir. Kağıt parçaları ve belgelerle sonuç alınmaz. Ben AKP’yi kuruntulu buluyorum. Darbelerden korkuyor. Haklı nedenleri de var. Korkacak şeyler yaptılar çünkü. Ne var ki bu kağıt parçaları ve darbe teşebbüsleri ile bu iş olmaz." |
|
|